07 Kasım 2009 Cumartesi

KUZUCUKLAR PASTASI


Pastalarla dolu dolu geçen bir haftasonu akşamından merhaba hepinize. Daha önce diş buğdayı pastasını yaptığım Eda büyüdü ve artık bir yaşına girdi. Doğumgünü partisine denk gelen günlerde oğlumun rahatsızlığı dolayısı ile hastanede yatıyor olsak ta, hatta minik Eda'nın annesini benim gibi Pasta Aşkı ile tutuşan başka arkadaşlarıma yönlendirsem de sağolsun o yine bildiği tat ve lezzetten vazgeçmedi. Dilek hanıma buradan güveni için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum tekrar. Pastamız vanilyalı ve limon aromalı pandispanya & vanilyalı krema & frambuaz ve parça çikolatadan oluştu. Tema ise bana göre acaip keyifli idi :) Kuzuları oldum olası zaten sevimli bulmuşumdur. Çalışmasıda gayet neşeli oldu.
Bıraktığınız motive edici, güzel yorumlara çok teşekkür ediyorum. Takip edilmek güzel ama bir o kadar da insanın omuzlarına sorumluluk yükleyen, daha titiz çalışılmasını sağlayan önemli nokta. Artık pasta yapımına çok daha fazla vakit ayıracağım için tasarımlarımın daha özgün ve bana özel olmasını arzu ediyorum. Her ne kadar siparişi veren pasta sahiplerimiz bir çok siteden gördükleri güzel örnekleri bize sunup benzerini isteseler de sanıyorum en güzeli, özgünü ve özeli yine çok farklı bir tasarım yaratmak için çalışmak ve buna imkan tanımak. Henüz düzenimi çok net oturtmuş değilim. Çalışırken pastalarımı geceden sabaha yaptığım için gündüz pasta çalışmak bana hala garip geliyor :) Sanıyorum özellikle önümdeki yoğun geçecek 2 hafta buna da alışacağım. Bu iki hafta çok daha farklı temalarda pastalar ile geçeceği için oldukça heyecanlıyım :)
Şimdi eşim, oğlum ve kızım ile akşam yemeğinin tadını sonuna kadar çıkarmak için izin istiyorum. Sonrasında oldukça seksi bir pasta için tasarım yapmalıyım :)
Hepinize iyi akşamlar...
Esen kalın,

01 Kasım 2009 Pazar

NİŞAN PASTASI





Artık kötü ve sancılı günler geride kaldı. Benim bile hayal edemeyeceğim kadar anlamlı, her insanın bir sabrı ve aklı olduğunun ispatı :)) ayrıca aklıma geldiğinde her anından müthiş keyif aldığım, aşama aşama tadını çıkardığım bir final oldu :)) Şükürler olsun...
Umuyorum bundan sonra pastalardan, pasta tadında güzel konulardan ve gelişmelerden söz edeceğiz bol bol. Bunlardan ilki ve yine benim için ilk olan :) Nişan pastası :) Siparişi aldığım günden, pasta yapımına başladığım ana kadar biraz tedirginlik duyduğum ancak yaparken yanıldığımı anladığım, hiç zorlanmadığım ve çok severek çalıştığım bir pasta oldu. Pasta bittiğinde sürekli bakıp bakıp "şimdi nişanlı bir çift benim pastamı mı kesecek ? " diye kendi kendime sormadan edemedim defalarca :) Böylesine mutluluk ve keyif veren tatlı bir uğraşım olduğu için hatta uğraştan ziyade artık meslek diyelim :) çok şanslıyım. Sevdiği işi yapan insanlar grubuna dahil olduğum içinse gece başımı yastığıma koyduğum an dualarımı eksik etmiyorum. Şükürler olsun.
Nişan pastamız çikolatalı pandispanya, çikolatalı krema, parça bitter çikolata, kavrulmuş antep fıstığı & badem ve fındık krokandan oluştu. Nişan töreninin ardından aldığım güzel tepkiler ve devamı niteliğinde yeni siparişler beni oldukça mutlu etti. Bu arada eklenmeyi bekleyen bir çok pasta & kurabiye ve cupcake resimlerim var. Onları da sırası ile yüklemeye gayret edeceğim. Adım adım hayallerime yaklaşırken gelişen bazı süprizleride yazacağım size. Şimdi bana azıcık müsade. Kafamın içi birbirinden güzel fikirler ve hayata geçirilmesi gereken projeler ile dolu. Onları sıraya ve yoluna koymalıyım. Hepiniz allaha emanet olun.
Günleriniz pasta tadında olsun :)

22 Ekim 2009 Perşembe

ISINMAK İÇİN BİR KİBRİT YAKTIM :)



Hayat gerçekten böyleydi. İlk kararı alıyordun ve gerisi o ilk karara bağlı olarak gerçekleşiyordu. Hayat hata kabul etmiyordu. İlk kararın doğruysa işler yolunda gidiyor, ama eğer yanlış bir karar aldıysan üstelik yanlış karar neticesinde yanlış insanların arasındaysan her şey zincirleme yanlış gidiyordu. Mesela mesleğini seçerken... Hasbelkader, iyi düşünmeden, yeteneklerinin farkında olmadan bir meslek seçtiğinde ömür boyu işini zorla yapmaya mahkum oluyordun. İşinin başındayken başka bir iş yapmayı özlüyordun. Ola ki herşeye rağmen yinede yaptığın işi sevmişsen ve en doğru şekilde yapmak için çaba sarfetmişsen bu sefer çevrende bulunan yanlış insanlar seni herşeye rağmen sevdiğin bu işten soğutuyor ve uzaklaştırıyordu. Ama biliyordun ki; özgürlüğünü kullanmış, ilk kararı vermiştin ve yeniden başlamaya cesaretin yoktu.
Bazı insanlar vardı hayatta... Onlar her şeyi arkalarında bırakıp, yeniden başlayacak kadar cesurlardı. Ama sen onlardan biri olamıyordun. Bunca emek, bunca çalışmayı çöpmüş gibi bir çırpıda atıveremiyordun. Oysa göz ardı ettiğin bir şey vardı. Hayat çok kısaydı ve mutsuz olduğun işlerle zaman öldürmek, yanlış insanlarla vakit kaybetmek aynı zamanda ruhunu öldürmekle eş anlamlıydı.
Hayat kararlardan ibaretti ve kararlar birer kibritti. Doğru yerde ateşlendiğinde seni ısıtacak, çorbanı kaynatacak ateş oluyordu. Yanlış yerde ateşlendiğinde ise seni yakıyordu. Hayat öyle basite alınacak bir oyun değildi. Oyunun kurallarını bilmen ve ona göre oynaman gerekiyordu. Ama çoğu zaman oyunun kurallarını bilmek yetmiyordu. Çok daha önemli olan başka bir şey vardı. Kendini bilmek...
Ne istediğini, neyin seni mutlu edeceğini ve kim olduğunu, neler yapabileceğini bilmek zorundaydın. Ancak o zaman doğru kararlar veriyor ve mutlu bir hayata sahip oluyordun.

Ve kararlar birer kibritti...
Ya kendini yakiyordun,
Ya da ISITIYORDUN
Artık ısınma vakti :) 9 senemi ardımda bırakarak ve bundan zerre pişmanlık duymayarak yeni bir kibrit yaktım. Gelecek güzel günler beni bekler :)
Tekrar görüşmek üzere...

14 Eylül 2009 Pazartesi

MUTLULUK BUDUR :)


Doğrusu her pasta benim için ayrı bir masal ayrı bir keyif. Kendimi bir anda o konseptin içinde nefes alıp verirken buluyor, tamamladığımda ise izleyerek bu final anının tadını bol bol çıkartıyorum :) Ama birde bunların dışında bir süreç var ki mutluluğun zirvesi demek en doğru tanım olur sanırım. Pasta sahiplerinin parti sonrası teşekkür mailleri yada telefonları. Bugün bilgisayarımı açıp melekli pastanın sahibi, tatlı Eylül'ün annesi Yasemin hanımdan gelen teşekkür mailini okuyunca ne yerlere ne göklere sığamadım mutluluktan. Yasemin hanımın izni ile doğumgünü resimlerini paylaşmayı gönülden istiyorum doğrusu. Sizlerde benimle bu mutluluğu paylaşın :)
Tatlı Eylül'e bir kere daha buradan sağlıklı , mutlu ve başarı ile geçireceği, annesine & babasına, vatanına hayırlı bir evlat olacağı uzun bir ömür diliyorum. Banada böylesine güzel pastalar yapmak için fırsat veren Yasemin hanıma gönülden teşekkürler.

11 Eylül 2009 Cuma

MELEKLER PASTASI




Tatlı Eylül diş çıkardı derken şimdi ilk doğumgününü kutlayacak. Zaman hızla akıp gidiyor. En güzel örneği ise kızım ve oğlum.
Anlatacak çok şey var ama çok yorgunum. Bana birazcık müsade. Bugün için pasta görevimi tamamladım. Sizlerle paylaştım. Yarın yeni pastam için hazırlanmadan önce bu akşam dostlarımla sıcak bir iftar yemeği düşlüyorum. Yarın ise ilk işim güzel yorumlar bırakan dostlarıma cevap vermek olacak :) Hepinize yürekten sevgiler...

09 Eylül 2009 Çarşamba

Minik Tontonlar Ormanda





Hepinize tekrar merhaba. "Minik tontonlar ormanda" temalı pastamla karşınızdayım. Rengarenk, cıvıl cıvıl, "işi gücü bırakıp şu neşeli arabalara takılıp kaybolayım bu pastada" dedirten bir çalışma oldu benim için. Burçin hanım oğlu Aras'ın ilk doğumgünü pastası için temasını belirlemiş ve sevgili Nesrin'in bir pastasını örnek olarak göstermişti. Ancak resimci ruhum tıpa tıp aynısını yapmama müsade etmedi :) Kendimden de bir şeyler katmalıydım. Netekim :) kattımda. Umarım Burçin hanım ve misafirleride hem görsel hemde lezzet olarak beğenmişlerdir. Sanıyorum şu dakikalarda Aras için "iyiki doğdun" alkışı yapıyorlardır. Bugün içinde yine farklı bir temada daha başka bir pasta teslimatı yaptım. O nedenle şu an uykusuz birazda yorgunum. Yarın yeni bir gün, yeni bir pasta demek. Enerji toplamalı ve geçtiğimiz aylarda diş buğdayı pastasını yaptığım tatlı Eylül'ün 1.ci doğumgünü için tatlı düşler kurmalıyım. Herkese iyi ceceler :)
Unutmadan bizlere çalışmaları ile ilham veren Nesrin (Pasta Tasarım) ve Didem'e (Pastanbul) kucak dolusu sevgiler İzmir'den. Hatta tüm çalışmalarını detayları ile paylaşan tüm pasta ve kurabiye tutkunlarına gitsin bu kalpten dileğim...
Teşekkürler...

02 Eylül 2009 Çarşamba

KURABİYELER




Yeni bir günden herkese merhaba. Yoğun çarşamba gününün ilk kurabiye sepeti "hayırlı tezkereler" temalı. İkincisi "ben bir eşeğim özür dilerim" son olarakta "mango bekler" temalı alışveriş kurabiyeleri. Umarım beğenirsiniz. Şimdi marş marş iş başına....

31 Ağustos 2009 Pazartesi

BARBİE PASTA




Yoğun geçen bir hafta sonundan sonra herkese tekrar merhaba. Uyumadan önce içime çok sinen tatlı Sara'nın pasta ve kurabiye fotoğraflarını paylaşmak istedim. Daha önce kreşte kutlanan doğumgünü partisi için prenses pastasını yapmıştım. Bu sefer ki pastamızın içi çikolatalı pandispanya, iki katı vanilyalı krema içine muz ve sütlü çikolata parçaları, diğer iki katı ise sütlü & bitter çikolata karışımı krema içinde kavrulmuş bademden oluşuyordu. Kurabiyelerimiz ise tarçın & zencefil ve karanfil içeriyor. Oldukça eğlenceli bir pasta oldu. Umuyorum tekrar aynı pastadan çalışma imkanı bulabilirim. Bazen gelen yorumlara geç cevap verdiğim bazende malesef kaçırdığım anlar oluyor. Lütfen kusuruma bakmayın. Çünkü evde 2 tatlı canavar, işyerinde stress, yoğunluk ve ev telaşı derken inanın 24 saatin yetmediğini düşündüğüm zamanlar oluyor. Elimden geldiğince yetmeye çalışacağım. Uunutmadan şeker hamuru sevmeyen ama pastaya bayılan bir müşterim içinse kremalı pasta yaptım. Şu anda dolapta teslimat için sabahı beklemekte :) Bundan sonra şeker hamuru tercih etmeyenler içinde kremalı pasta çeşitlerimiz olacak. Zira bu konuda oldukça soru ve talep alıyorum. Bir sonraki konuda kremalı pastalarımız olsun...
Şimdilik bu kadar. Yatağıma pastalarımı teslim etmiş, barbie pastasının geri dönüşlerini alarak deli mutlu olmuş ve gelecek günlerin güzel süprizlere gebe olduğunu düşünerek uykuya dalacağım.
Hepinize Emre'min deyimi ile iyi ceceler...

22 Ağustos 2009 Cumartesi

POKEMONDA OLSA ANNE ANNEDİR :)





Allahın biz kadınlara bahşettiği mucizevi bir yetenek annelik. Karşılıksız sevdiğimiz, koruduğumuz, büyüttüğümüz ve gözümüzü kırpmadan uğrunda öleceğimiz tek varlıktır evlatlarımız. Pasta üstündeki anne pokemonda mutfak önlüğünü üstüne geçirmiş, yavru pokemon için kimbilir nasıl nefis mamalar pişirip, yedirecek :) Umarım yavru pokemon mamalarını itirazsız yiyen bir yavrudur :)
Sevgili Ayşegül hanım biricik kızı Gülse'nin ilk doğumgünü partisi için pasta siparişi verdiğinde temanın "pokemonlar" olmasını arzu ettiğini belirtmişti. Pastanın içeriğine karar verdikten sonra sıra tasarıma gelmişti ve bence yıllar sonrasına harika bir anı olarak kalacak kararı vermiş, doğumgünü partisinde anne & kız aynı giyineceklerdi. Bu şirin mi şirin anne & kızı pastaya ancak bir anne pokemon yanına da yavru pokemonu koyarak yansıtabileceğimi düşündüm :) Anne pokemon üstünde mutfak önlüğü, elinde kaşık :) yavru pokemonda önünde mama önlüğü ile ilk aklıma gelen sevimli bir tasarım oldu :) O kadar keyif alarak çalıştım ki... Hatta kızımda bu aralar çok iştahsız olduğu için süslemeleri yaparken pasta üstündeki anne pokemonla dertleştiğimi ifade etmeliyim :) Pasta içeriği çikolatalı pandispanya & bitter çikolatalı krema & mis gibi kavrulmuş badem, vişne ve bitter çikolata parçalarından oluştu. Pastaya aynı zamanda yine pokemon temalı, zencefilli ve tarçınlı kurabiyeler eşlik etti. Geri dönüşü beni çok memnun eden bir pasta oldu. Ayşegül hanım güzel ve övgü dolu sözleri ile beni oldukça mutlu etti kendisine buradan bir daha teşekkürlerimi iletiyorum. Hele ki fotoğrafları gördükten sonra mutluluğum kat be kat arttı. Tatlı Gülse'ye hayatı boyunca sağlıklı, mutlu ve başarılarla dolu bir hayat öyküsünü tüm kalbimle diliyorum. Bu şirin çekirdek aileye ise önce sağlık hemen ardından mutluluk, huzur ve bereketin hiç eksik olmadığı, her zaman bir arada, uzun yıllar dileyerek bir türlü fotoğrafa ekleyemediğim nazar boncuğunu yazımın sonuna ekliyor ve allah nazarlardan saklasın diyorum :) Kırkbir kere maşallah :)

17 Ağustos 2009 Pazartesi

1.LAKERDACI BLOGGERLAR KONGRESİ


Herkese önce sağlıklı, sonra huzurlu ve bereketli bir hafta diliyorum. Ne zamandır yazmak istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım 1.Lakerdacı Bloggerlar Kongremizi anlatacağım size bugün. Ah be güzel abimle uzun zamandır blog aleminden tanışmaktayız. Sağolsun eklediğim her yazımı mümkün mertebe yorumsuz bırakmaz. Beni de her seferinde bu nezaketi ile mahçup eder çünkü ben aynı ilgiyi göstermekte hep zorlanırım bloglara. Daha öncede yazdığım gibi evde bilgisayar başına oturmak deveye hendek atlatmaktan daha zor :) Önce Emre'yi elemem gerekir ardından Ecem'i ki en son bizim evin oturan boğası sevgili kocama gelince sıra hep elenen ben olurum çünkü onun kalkmasını beklerken mutlak uyuyakalırım :)
Posta kutuma düşen davet mailinden sonra doğrusu eteklerim tutuştu. Çünkü 3 Ağustos'tan önceki haftaya gece geç vakite kadar süren kızlar arası bir doğum günü partisi yine kızlar arası gece geç vakite kadar sahide çay sefası hatta önceki haftasında 1 adet fasıl eklemiş ben ! eşime hangi cesaret ve yüzle 3 ağustos akşamı yazılarından tanıdığım ama hiç yüz yüze görüşmediğim insanlarla , yine yazılarından tanıdığım ama yüzyüze hiç görüşmediğim bir insanın evinde toplaşıp "ne olacak bu Lakerdaların hali" konulu kongre yapacağız diyebilirdim ? Öncelikle karın ağrıları içinde geçen 24 saat sonunda tüm cesaretimi toplayarak ve ardından bu kongrenin bünyeme sağlayacağı faydaları tek tek ezberleyerek karşısına oturup gözlerimi kendisine diktim. Başına bir iş geleceğini anlayan canım kocam :) "evet bekliyorum" dediği anda başladım sakin sakin anlatmaya :) Böyle iken böyle işte kocacım ah şu Lakerdacıkların hali ! zaten denizler kirli ! buzullar çözülmekte ! üstelik 4 gün sular kesilecekmiş ! beterin beteri var çok şükür hamile değilim bak ! diyerek ve kelimeleri tüketerekten izni kopardım koparmasına ama bu sefer düştümü içime bir kurtceğız ! Yafu ya bizim böbrekler giderse, ya da ilacımıza gazoz koyan olursa :) anam anam ne senaryolar, ne senaryolar üreterekten bünyeme sağlayacağım faydaların hepsini gırtlakta tıkadım iyimi ! Neyse saçmalama dedim kendi kendime. Ama bilinçaltına yerleşmiş bi kere Banu Alkan'ın, Ahu Tuğba'nın içtiği ilaçlı gazozlar :)
Neyse bu kadar şaka bir yana giderken götürebileceğim ve beni yansıtan şeyin bir pasta olduğuna kanaat getirdikten sonra herzaman ki gibi alel & acele tarafından son dakikaya yetişen çikolatalı pandispanya arasına vanilyalı krema, parça bitter çikolata ve vişne ile bir pasta yapıp arasına ilaç koymadan ! :))) düştüm Karşıyaka yollarına. Kapının açıldığı an sevgili abicimle sanki kırk yıldır tanışıyormuşçasına (tabii 40 yıl mecazi anlamda kullanılmıştır henüz 35'im gerisini abi düşünsün :P :)) sarılıp içeri adımımı attım. Attım atmasına ama birde ne göreyim güzeller güzeli Lina hani o hep anlatılan bizimde babasının gözünden gördüğümüz o tatlı Lina karşımda. Anlatılandan çok daha tatlı hemde çok...
İzmir'in gece karanlığında ışıkları ile bize eşlik ettiği, gözünüzün alabildiğince gökyüzü, yıldız ve deniz gördüğü o sevimli terasta kocaman bir sofra etrafında her biri birbirinden şeker, her birinin ayrı bir hikayesi olan onca insan :) İçimden sadece "iyi ki geldim" diyebildim. Sohbetin güzelliği, ambiyans, harika hazırlanmış bir sofra ile keyfime doğrusu diyecek yoktu. Gece sonuna doğru yaptığım pastanın lakerdacılar hariç bir de abinin doğum gününe denk gelmesi harika oldu. Kısaca evime döndüğümde göğsüm daha bir kabarık, omuzlarım daha bir dikti eşimin karşısında. Hislerimde yanılmamıştım, eşimde bana güvenmekle yanılmamıştı. Buradan bir kez daha bizlere yuvasını açan abi, güzeller güzeli eşi ve kızlarına, sofraya kendinden renkler katan tüm lakerdacı arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Umuyorum ki bir Lakerdacılar toplantısıda benim balkonumdan olsun. Emeği geçen herkese çok teşekkürler...
Not : Herzaman ki gibi pasta son dakikaya yetiştiğinden resim çekme imkanım olmamıştı. Fotoğraf çekenin ellerine sağlık. Hoş aceleden biraz yamultmuşum harfleri ama olsun biz pastanın tadına doyamadık :)