Herkese önce sağlıklı, sonra huzurlu ve bereketli bir hafta diliyorum.
Ne zamandır yazmak istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım 1.Lakerdacı Bloggerlar Kongremizi anlatacağım size bugün. Ah be güzel abimle uzun zamandır blog aleminden tanışmaktayız. Sağolsun eklediğim her yazımı mümkün mertebe yorumsuz bırakmaz. Beni de her seferinde bu nezaketi ile mahçup eder çünkü ben aynı ilgiyi göstermekte hep zorlanırım bloglara. Daha öncede yazdığım gibi evde bilgisayar başına oturmak deveye hendek atlatmaktan daha zor :) Önce Emre'yi elemem gerekir ardından Ecem'i ki en son bizim evin oturan boğası sevgili kocama gelince sıra hep elenen ben olurum çünkü onun kalkmasını beklerken mutlak uyuyakalırım :)
Posta kutuma düşen davet mailinden sonra doğrusu eteklerim tutuştu. Çünkü 3 Ağustos'tan önceki haftaya gece geç vakite kadar süren kızlar arası bir doğum günü partisi yine kızlar arası gece geç vakite kadar sahide çay sefası hatta önceki haftasında 1 adet fasıl eklemiş ben ! eşime hangi cesaret ve yüzle 3 ağustos akşamı yazılarından tanıdığım ama hiç yüz yüze görüşmediğim insanlarla , yine yazılarından tanıdığım ama yüzyüze hiç görüşmediğim bir insanın evinde toplaşıp "ne olacak bu Lakerdaların hali" konulu kongre yapacağız diyebilirdim ? Öncelikle karın ağrıları içinde geçen 24 saat sonunda tüm cesaretimi toplayarak ve ardından bu kongrenin bünyeme sağlayacağı faydaları tek tek ezberleyerek karşısına oturup gözlerimi kendisine diktim. Başına bir iş geleceğini anlayan canım kocam :) "evet bekliyorum" dediği anda başladım sakin sakin anlatmaya :) Böyle iken böyle işte kocacım ah şu Lakerdacıkların hali ! zaten denizler kirli ! buzullar çözülmekte ! üstelik 4 gün sular kesilecekmiş ! beterin beteri var çok şükür hamile değilim bak ! diyerek ve kelimeleri tüketerekten izni kopardım koparmasına ama bu sefer düştümü içime bir kurtceğız ! Yafu ya bizim böbrekler giderse, ya da ilacımıza gazoz koyan olursa :) anam anam ne senaryolar, ne senaryolar üreterekten bünyeme sağlayacağım faydaların hepsini gırtlakta tıkadım iyimi ! Neyse saçmalama dedim kendi kendime. Ama bilinçaltına yerleşmiş bi kere Banu Alkan'ın, Ahu Tuğba'nın içtiği ilaçlı gazozlar :)
Neyse bu kadar şaka bir yana giderken götürebileceğim ve beni yansıtan şeyin bir pasta olduğuna kanaat getirdikten sonra herzaman ki gibi alel & acele tarafından son dakikaya yetişen çikolatalı pandispanya arasına vanilyalı krema, parça bitter çikolata ve vişne ile bir pasta yapıp arasına ilaç koymadan ! :))) düştüm Karşıyaka yollarına. Kapının açıldığı an sevgili abicimle sanki kırk yıldır tanışıyormuşçasına (tabii 40 yıl mecazi anlamda kullanılmıştır henüz 35'im gerisini abi düşünsün :P :)) sarılıp içeri adımımı attım. Attım atmasına ama birde ne göreyim güzeller güzeli Lina hani o hep anlatılan bizimde babasının gözünden gördüğümüz o tatlı Lina karşımda. Anlatılandan çok daha tatlı hemde çok...
İzmir'in gece karanlığında ışıkları ile bize eşlik ettiği, gözünüzün alabildiğince gökyüzü, yıldız ve deniz gördüğü o sevimli terasta kocaman bir sofra etrafında her biri birbirinden şeker, her birinin ayrı bir hikayesi olan onca insan :) İçimden sadece "iyi ki geldim" diyebildim. Sohbetin güzelliği, ambiyans, harika hazırlanmış bir sofra ile keyfime doğrusu diyecek yoktu. Gece sonuna doğru yaptığım pastanın lakerdacılar hariç bir de abinin doğum gününe denk gelmesi harika oldu.
Kısaca evime döndüğümde göğsüm daha bir kabarık, omuzlarım daha bir dikti eşimin karşısında. Hislerimde yanılmamıştım, eşimde bana güvenmekle yanılmamıştı.
Buradan bir kez daha bizlere yuvasını açan abi, güzeller güzeli eşi ve kızlarına, sofraya kendinden renkler katan tüm lakerdacı arkadaşlara çok teşekkür ediyorum.
Umuyorum ki bir Lakerdacılar toplantısıda benim balkonumdan olsun. Emeği geçen herkese çok teşekkürler...
Not : Herzaman ki gibi pasta son dakikaya yetiştiğinden resim çekme imkanım olmamıştı. Fotoğraf çekenin ellerine sağlık. Hoş aceleden biraz yamultmuşum harfleri ama olsun biz pastanın tadına doyamadık :)