30 Mart 2009 Pazartesi

İLK ŞEKER HAMURU DENEMEM


Uzun zamandır yapayım, yapmalıyım, yok yapmayayım, yapamam dediğim ilk şeker hamurlu pastamı yaptım arkadaşlar :) Açıkçası yumurta kapıya geldi. Oğlumun doğum günü yaklaşınca gerekli malzemeleri alıp bir şansımı denemek istedim. Başaramassam zaten bir arkadaşımdan hazır şeker hamuru alıp yapacaktım pastayı. Açıkçası doğum sancısı çeker gibi kıvrandım durdum iki gün boyunca. Cumartesi akşamından pandispanyayı hazırladım. Sıra geldi şeker hamuruna. Zaten ince çekilmiş pudra şekerini tekrar tekrar eledim ve sıvı karışımla beraber yoğurdum. İlk etapta spatula ile kıvam alana dek, sonrasında elimle çokta fazla yorulmadan yumuşak, ele yapışmayan bir hamur elde ettim. Bu konuda youtube'ta bulunan yarım yamalak bir bake shop videosu bana ışık tuttu. En azından hamurun toparlanış aşamalarını önceden görmüş oldum. Hamuru bir gün dinlendirdim. Pazar günü nasıl bir krema yapacağıma bile karar verememiştim. O kadar çok araştırmış, video izlemiştim ki kafam arap saçına dönmüştü. En son yine duygularım doğrultusunda hareket edip tamamen şahsıma ait bir krema tarifi uyguladım. Ondan bu kadar, şundan şu kadar hadi buda olsun, amannn şunuda koyayım diye diye hayatımın en hafif kremasını başardım :) Ancak daha üstünde çalışmam gerekli :)Ara kat kremasının arasına karamelize olmuş şeker ile ocakta bir iki çevirdiğim çilekle yaptım Malum çilek mevsimi değil. Hali ile ekşiler. Şeker ile tatlanmış oldular. Ben alt ve üst tabanı tencere ve kapağı gibi hafif oyarak kremayı orta kata rahatça yaydım. Yanlardan hiç bir taşma olmadı. Çünkü üst üste tam oturdular. Bu arada malum resim mezunu olduğum için figür yapımına sanırım elim yatkın. Figürleri bir yandan çocuklara yapma, etme, elleme yakarışlarımın yanında yapmaya çalıştım. Bu nedenle tam odaklandığım söylenemez. Pastanın dışıda beyaz çikolatalı ganaj ile kaplandı.
İşte sonuç resimlerden gördüğünüz üzere böyle :) Açıkçası çok mutluyum. İlk denememde böylesine bir pasta yaptığım için. Eşim gözlerine inanamadı. Kızım sürekli ne kadar güzel olduğunu, bu kadarını beklemediğini anlattı. Oğlum ise sürekli figürleri araklamak peşindeydi. Bende hafiye gibi onun peşinde :)) Krema çok hafif olduğu için evdeki herkes 2'şer dilim tüketti arka arkaya. Artık şimdi sıra doğum günü pastalarımızda. Gündüz kutlamasına gece bahçesi temalı, akşam kutlamasına da yarış arabalı bir pasta yapacağım. Umarım aynı başarıyı bu pastalarda da yakalarım. Yaparken o kadar keyif aldım ki hep kemdimi ufak sevimli ve pasta yaptığım bir atölyede hayal ettim. Her karesi bana ait. İstediğim gibi çalıştığım, çalışırken zevk aldığım, arkadaşlarımı ağırladığım......
Unutmadan figürleri Nilay hanıma ait kitchenoclock.blogspot.com sitesinden örnekledim. Blog harika pastalarla dolu. Kendisini tebrik ediyorum. Pandispanyam sevgili Burçinin Denemelerinden vanilyalı sünger kek. Bu pandispanya sizi hiç yanıltmıyor ve tekrar ıslatılmasına gerek yok çünkü yumuşacık, nemli bir pandispanya. Krema tarifimi henüz vermeyeceğim. Oğlumun doğum gününe dek üzerinde çalışacağım ve geliştireceğim. Tam manası ile aradığım tadı yakaladığımda sizlerede yazacağım. Ancak bahsettiğim krema çilek ile yakışan bir krema. Her meyve için ayrı ve uygun krema olmalı gibi saplantılı bir düşüncem var :) Anlayacağınız işim uzun :)

26 Mart 2009 Perşembe

ECEM


Hayalleri yarım kalmış bir anneyi en çok ne mutlu eder ? Tabii ki o hayaller ile aynı paralelde gelişen meraklar, uğraşılar içinde olan çocuk :) Ecem'in gerçekten resime olan ilgisi ciddi mi ? yoksa benim geçen sene 34 yaşıma rağmen yeniden ÖSS sınavına girip birde üstüne özel resim dersleri alıp yetenek sınavına hazırlanma sürecim mi onu etkiledi şu an kestiremiyorum ama bu resimin çekildiği gün bizim için bir dönüm doktası oldu. Ecem zaten hafta sonları ayrıca resim dersleri almakta. Çılgınca yarışmalara hazırlanmakta. Bazen fazla hırslı olduğunu düşünüp hafiften tırssamda sanıyorum resim yapmak onu rahatlatıyor. Bende tek ideali resim ve resim öğretmenliği olan bir çocuktum, genç kızdım. Ancak niyeti bozmuş değilim :) 2.5 sene sonra emeklilik şartlarım yerine geldiğinde ilk iş güzel sanatlar fakültesi resim bölümü için tam zamanlı ve odaklı resim çalışmalarına başlayacağım. Bu arzumdan vazgeçmeye hiç mi hiç niyetim yok. Ecem'inde bu yönde adım atması beni sevindiriyor. Zira aynı yolda ana-kız olabilmek ve bu duyguları kağıda dökebilmek benim için dünyalara bedel.
İki çocuğuma, yoğun işime rağmen bana destek olan Prof. Bedri Karayağmurlar'ın sergi açılışına katıldık anne-kız. Dile kolay 35 yılı içeren zengin, sizi alıp başka diyarlara götüren, her biri birbirinden anlamlı resimlerdi gördüğümüz. Ecem çocuk gözü ile baktığında önce "karmaşık" desede beraber her resimin önünde yorum yaptıkça ilk resime bakan Ecem ile son resime bakan Ecem arasında gözle görülür bir fark oldu :) Onu fazla yormamak adına "resim gördüğündür, görmek istediğindir" deyip bol bol yorum yapmasını sağladım. Zira bazı resimlerde bazı karakterlerin ne yüz hatları bazılarında ne cinsiyetleri bazen nerede oldukları bile sizin hayal gücünüze kalmıştı. Aslında orada belirli bir resim olsa beyin onu olduğu gibi algılayacak, o şekliyle de rafa kaldıracaktı. Ama hayal gücünü çalıştırarak neyin ne olduğuna karar vermek, her tablo önünde neredeyse en az 7-8 dakika kritik yaptırıyordu bize :) Bu işten bende, Ecem'de büyük keyif aldık. Sanıyorum kızım resime daha bir tutkun ve hevesle döndü evimize. Ona resimin kalıplardan uzak, özgürlük olduğunu ve duygularını arzu ettiği gibi şimdilik resim kağıdına belki ileride tuala dökebilmek olduğunu sanırım ifade edebildim. İnanıyorum ki Ecem hayallerinin yarıda kalmasına izin vermeyecek kadar güçlü bir kız olacak...

ELMA TEPESİ KEKİ


İnsanda bağımlılık yaratan bir tarif. Elma & tarçın ikilisinin dayanılmaz cazibesi. Aslında normal kek kalıbında pişiyor ama çocuklarımın daha çok hoşuna gitsin diye sevimli kağıt kalıplarda pişirmeyi tercih ettim. Birde tarife kendimden 100 ml kadar süt kreması ekleyip azıcık göz kararı ununu fazlalaştırdım. Sonuç harika oldu. Tarif sevgili Fethiye'ye ait. Kendim malzeleri yazmaktansa büyük ustanın bu tarife ait linkini vermek isterim :)
http://www.yogurtland.com/turkce/2009/01/02/elma-tepesi-keki/
Afiyet bal şeker olsun...

17 Mart 2009 Salı

TAVSİYE EDİYORUM...

Kendimi bildim bileli Zuhal Olcay hayranıyım. Ama bu albüm beni uçurdu desem abartmış olmam. Özellikle "Derinde" ve "Aşkın en mavi zamanı" favori parçalarım. Albümdeki bütün şarkılar çok güzel. Kulağınızın ve yüreğinizin pasını silen ezgiler ve Zuhal Olcay'ın güçlü sesi ile sizlere şiddetle tavsiye diyorum. Hele hele birde İzmir'liyseniz ve güneş batımında denize karşı masanızda kalamar ve buz gibi biranız, fonda bu albüm çalıyorsa işte keyif budur !

10 Mart 2009 Salı

SUPER WOMEN :)


Müsadenizle önce kendime koca bir "tuuuuuuuuuuuuuuu" demek istiyorum. Tam beş hafta olmuş yazmayalı. Yemin ediyorum her gün aklımda yazmak ve paylaşmak. O kadar çok şey yaşandı, o kadar çok gelişme oldu ve yine o kadar çok lezzet denendi ki...
Malum haftanın beş günü çalışıyorum. İşyerinde ayrıca güzel bir gelişme oldu. Kısaca bir nevi terfi durumu :) Görevim olumlu yönde değişikliğe uğradı. Biraz daha fazla yoruluyorum ama değiyor :) Cumartesileri çalışmıyorum diye seviniyordum ancak Ecem'in dershaneye gitmesi ve aynı zamanda resim derslerine başlaması eve girişimi neredeyse karanlıklara çekti diyebilirim. Kala kala elimde bir pazar kalıyor ki onda da anca kuzularımla ve eşimle güzel vakit geçirmeye çalışıyorum. Sonra yine sil baştan harala gürele pazartesi oluyor. Emeklilik günlerini iple çekiyorum ama sonradan bu tempoyuda birazcık arayacağım sanırım. Diyeceğim o ki en kısa sürede yine, yeniden aranızdayım...
Not : Köpeğim Daisy'nin aylık traş, aşı ve bakımını işimin ve gücümün arasına katarsak resme cuk ! oturuyorum :)