Pazar günü veli toplantısında elimize verilen güncel not durumlarına baktım. Sonra tekrar baktım. Bir süre daha öylesine baktım. Yazılı notları 95-93-87 vs vs. Sınıf içinde çözdükleri zaman sınırlı testlerde notlar biraz daha düşüktü.Öğretmeni Ecem'den gayet memnun. Sadece bütün çocuklarda olduğu gibi soruyu tam kavramadan, anlamadan çözmeye çalışmaları yanlış yapmalarına neden oluyor. Soruyu tam olarak kavramanın ve anlamanında yolu bol bol kitap okumaktan, okuduğu kitabı anlatmaktan ve çookkk sabırlı anneden, babadan geçiyor. Zira zaten beyninin %85'ini yiyerek işten eve gelmiş ebeveyn için anlatacağı çok şey olan çocuk sabır demek oluyor :)
Ecem kitap okumaya oldukça meraklı. Her akşam uyumuş ve yüzünden kitap aldığımız bir kızımız var. Daha da iştahlandırmak adına anne ve baba olarak zaten pek izleyemediğimiz televizyonu kapatıp bizde kitap okumaya başlayalım dedik. Başladık başlamasına ama tam saatleri hala tutturamadık. İşin içinde yemek sofrasını toplama, çamaşırları makinaya atma, asma ve 2.5 yaş sendromunu 4 yaşında yaşamayı akıl etmiş bir oğlumuzda olunca üçümüzün bir arada sessiz sakin kitap okuması Türklerin aya ayak basması gibi bir durum oluyor anlayacağınız :) Neyse efendim konunun özü not kağıdının altında Ecem için şöyle bir yorum vardı. "Beğenilme duygusu yaşıyor" Eşimle ben sadece birbirimize baktık. Bu ne demekti ? Toplantı sonunda öğretmen çocukların sınıfta birbirlerine aşık olabildiklerini, bu uğurda tartışmaların, gülüşmelerin olduğunu hatta bazen ders durumlarını bile etkildediğini anlattı bizlere. Kısaca çocuklarla konuşmanın vakti gelmişti. Eh duyduğum kadarı ile bizimde bir damat adayı vardı ilkokul-1'den beri. Baktım hala aynı haylazla devam etmekte kendince gönül ilişkisi. Öyle bir konuşma yapmalıydım ki ne yaşadığı bu çocuksu özel duygular zedelenmeli nede bu duygular derse engel teşkil etmeliydi.
Pazar günü yağışlı havaya rağmen Ecem'i kurstan aldığım gibi ver elini Agora alışveriş merkezi yaptık. Dolaştık, sohbet ettik ama ben konuya nasıl gireceğimi hala kestirmiş durumda değilim :) Yemek yerken bir ara niyetlendim ve hayatım boyunca unutamayacağım bir an yaşadım. Tam ağzıma lokmayı götürürken Ecem bana döndü ve şöyle dedi.
Anne sen hiç hayatında...
O anda elindeki yemek tepsisini düşüren bir zat tam bu noktada konuşmamızı kesmişti. Ecem dönmüş oraya bakarken ben acınası durumda ve gözleri heyecandan patlamış "allahım bana ilk aşkımımı soracak yoksa ? ya ben ne derim şimdi ? yoksa aşkın ne olduğunumu soracak diye tırnaklarımı yer durumdaydım :)) kurtarıcı kişi tepsisini toparlayıp olay sönünce Ecem bana dönüp sorusunu tamamladı.
Gözlük taktınmı ?
ben sadece Ecem'e bakakaldım :))
Yok kızım hiç gözlük takmadım !
Bu heyecanın üzerine yemeğimizi bitirip tekrar dolaşmaya başladık. Girdiğimiz kitapçıda kitaplara bakıyorum ama aklım hala konuya nasıl gireceğimde. İçimden dedim böyle olmayacak. Hadi Ecem tatlı yiyelim ve tatlı konuşalım.
Bir şekilde konuya girip yaşadığı şeyin çocukluk ve arkadaşlık sevgisi olduğunu arkadaşlarını kız ve erkek olarak değil önce insan olarak sevmesini sonrasında yine kız-erkek olarak sorgulamadan onun için en kıymetlilerini arkadaşça sevmenin en doğrusu olacağını anlattım ama onun sevgisini eleştirmeden sadece sohbet ediyormuş gibi. Zaten sonrasında Ecem isim vermeden örnekler vermeye başladı :) Açıkçası çokta baskın bir şekilde üstünde durmak istemedim konunun ters tepmesinden korktum. Ana fikir bu duygulara değecek erkek-kız farketmez tüm arkadaşların sevilmesi, sayılması ve yaşanılan duyguların anne ile paylaşılmasında sakınca olmadığı idi. Ecem mutlu mesut bunları konuşabilmenin sevinci ile o akşam keyifli bir şekilde uyudu :) Ben mi ? tavana gözlerimi dikip bizi nasıl günlerin beklediğini düşündükçe kalp atışlarım hızlandı :) Avrupa yakasındaki Tahsin bey gibi tık tık tık oldum yani. Hakikatten şu yaşadığımız günler galiba en keyifli, en kaliteli uykular çektiğimiz dönem. Sonrasında Allah hepimizin yardımcısı olsun.
Şimdi hepinizden bu konuda yorumlar bekliyorum. Sizin tutumunuz nasıl olurdu. Çocuğunuz ergen olduğunda nasıl davranışlar sergilerdiniz. Ders çalışması gereken zamanda kendince yaşadığı aşka tepkiniz ne olurdu ? Buyrun buradan yakın :)






