
Merhaba. Bugün canım çok sıkkın. Aslında yeni bir durum yok ama ne bileyim keyifsizim.
İznim hala netleşmedi. İşlerin yoğunluğu nedeni ile iznimin ertelenmesi istendi.
Empati yaparak bu isteğin haklı olabileceğini düşündüm ve iznimi iki haftadan bir haftaya düşürdüm ve tekrar yeni tarih belirledim. Yoğunluğa göre karar vermeye kalkarsak yoğunluk her zaman var. İşler hiç bitmiyor. İşyerinde tek bayan olmanın bir dezavantajıda bu sanırım. Diğer erkek elemanlarla aynı kefede değerlendiriliyorsunuz. Sizin evli olmanız, anne olmanız bir şey ifade etmiyor.
Evet izne ve dinlenmeye ihtiyacım var ancak çocuklarımın bana daha çok ihtiyacı var.
İznimi dört gözle bekleyen kızıma ben ne diyeceğim şimdi ? İşler yoğun ! yada sevkiyat zamanı ! Bunu 9 yaşında bir kızın yüreğine anlatabilirmisiniz ?
Malum birde bu sene okullar erken açılacak. Eylül'ün sekizi dedik mi zaten "allah aşkına izne çık dinlen" deseler çıkamam :) Şu durumda özel günleride işin içine katarsak önümde çok kısıtlı bir süre kalıyor ki bakalım ikinci talep onaylanacakmı ?
Ama kabahatin büyüğü bende. İşler yürüsün, aksamasın diye doğuma bir gün kalaya kadar çalışır, üç hafta sonra "bekliyoruz gel" dediklerinde gidersen olacağı bu.
Bugün artık gerçekten limitimi aştıklarını düşünüyorum. Ocak ayından beri açıklayacağız deyip açıklama gereği duymadıkları zamlarımız ! Başka başka ağızlardan duyduğumuz "zam yapmayacağız" sözleri ve her ağlayıp, zırlayan sümüklünün "başka yerden iş teklifi var ayrılmayı düşünüyorum" tehdidi ile kaptığı zamlar ! Bizim iyi niyetimizin ve gururlu davranışımızın sonucu bu olmamalı diye düşünüyorum.
Bir sıkıntı varsa hep birlikte katlanalım derken yapılan bir sürü şey...
Ben sadece gülüyorum ve bekliyorum. Yüce rabbimin adaletine her zaman güvendim. Ve çok ta beklemedim adalet için. Yine beklemeyeceğimi biliyorum.
Bu arada yukarıdaki resmin yazı ile pek alakası yok :) Ne zaman sıkılsam eski İzmir resimlerini görmek beni rahatlatır. Çünkü o resimlerde görünen evlerde, o evlerin içinde yaşayan eski insanların yokluk içinde ama nasıl insanca yaşadıklarını, nasıl birbirine saygı duyduklarını, nasıl dostluk, komşuluk yaptıklarını düşünür rahatlarım. İşte şimdi rahatladığım gibi...