Yukarıdaki resim benim için öyle çok şey ifade ediyor ki. Aslında fazla büyütülecek bir durum yok ama anne yüreği işte :) Kızımla gurur duyuyorum. Ancak başarının çocuğun hayatına bazen olumlu etki etmeyebileceğine kanaat getirdim. Biliyorsunuz Ecem benim bir şiirimle yarışmaya katılmıştı yine. Tam da bu öykü yarışması ve sonuçlanması ile aynı zamana denk gelmişti. Ecem şiir yarışması sonuçlanmadan bu yarışmayı kazandığını öğrenmiş ve heyecanla şiir yarışmasının sonucunu merak ediyordu. Kazanamadığını öğrendiği gün ve o günü takip eden bir kaç gün defalarca oturup sinirinden ağladı. Başarı yeni başarı hırslarını doğuruyor. Bende herkesin her alanda başarılı olamayacağını, herkesin yeteneklerinin farklı farklı olduğunu ve en doğrusunun sevdiğin, yapmak istediğin ve heyecan veren yeteneğin üstüne gitmek olduğunu anlattım. Yarışmayı kazanan arkadaşlarına kızgınlıkla yaklaşmamasını, aksine onları tebrik ederek başarılarına sevinmesi gerektiğini söyledim. Ne güzel koca sınıfta sen güzel hikaye yazıyorsun, başkası güzel şiir okuyor, bir başkası resim yapmayı yada müziği seviyor her biriniz işlenmesi gereken cevhersiniz dedim. Bu kadar konuşmaya rağmen hafiften bir burun kıvırma, yine hafiften çatılmış kaşlar yerinde duruyordu :) Ne söylersem söyleyeyim içindeki o kırılması güç güdüyü tam kıramadım ama farklı bir pencereden bakmasını sağlayabildiğimi düşünüyorum. İnsan olmanın sonucu bu güdüleri törpülemek ne kadar zor. Halbuki evet arkadaşların kötü okudu aslında sen en güzelini okudun ama kimse senin kıymetini bilmedi desem istisnasız bana tam olarak inanacak ve hak verecekti :) Gerçeklerle yüzleşmesi biraz zor oldu anlayacağınız :) Ama hayat sadece başarıdan ibaret değil. Başarıyıda ve yenilgiyide kabul edip çevresi ile uyum içinde yaşaması çok önemli.
Biliyorsunuz Ecem 9 yaşında. Her geçen gün daha hızlı büyüyor. Verdiği cevaplara şaşırıp kalıyorum bu ara. Bir genç kız edasında konuşmalar, cevap vermeler hatta ve hatta karşı gelmeler. Anlayacağınız biraz çaresiz kalıyorum bu konuda. İnternetten araştırdığımda pre-bluğ denen bir dönem çıktı önüme. Erken ergenlik kavramıda girmiş hayatımıza. 9-12 yaş aralığında görülen bir evre imiş. İnatlaşma, bencillik, gözü karalık, herşeyi ben bilirim davranışları. Bazen çıldırmamak için dudaklarımı ısırıyorum. Ecem'e bu güne kadar dayak atmadım ancak çok kızdığımda totoya vurmuşluğum vardır. Ama bazen öylesine ileri gidiyor ki şeytan diyor al eline 26 cm lik teflon tavayı bayılt hiç cevap veremesin :) Şaka bir yana çocukları küçük olanlar beni bu dönemde anlayacaktır. Gösterdiğiniz doğru yola inanıp inanmamakta kararsız kalıyor ama arkadaşlarının söylediği herşeye anında inanıyorlar. Kızım ben senin hiç kötü duruma düşmeni istermiyim diyorsunuz ama o sırada aklı arkadaşının dediğinde oluyor bakışlarından bunu anlayabiliyorsunuz. Ben ne güzel kendimi 14 lü yaşlara hazırlamıştım. Ohh ne güzel 4-5 senem vardı daha. Çok hazırlıksız yakalandım bu döneme :) Çocuğu ergen olanlardan, yada bu konuda tecrübeleri olanlardan destek bekliyorum.
Bu işin yolu peygamber sabrımıdır ?
Peygamber olmadığıma göre :) sabır nereye kadardır ?




