Ne güzel tam iyileşmiş gelen baharın tadını nasıl çıkarırım planları yapıyordum. Eğildim, çizmemin fermuarını çekmek için. Ve öylece kalakaldım. Bırakın hareket edebilmeyi, nefes dahi alıp vermek ızdıraptı. Bir, iki gün doktor kontrolleri, emar derken beklenen teşhis geldi. FITIK !!! Doktorlar henüz ameliyatlık bir durum olmadığını, ancak dikkat etmessem herşeyin olabileceğinden bahsedip durdu. Ama 9 yaşında kızı, 3 yaşında oğlu olan çalışan bir anne için doktorun her dediğine uymak neredeyse imkansız. Hafta sonu ile birleştirip 5 gün izin aldım. Sözde çocuklar anneanne ve babaanne arasında paylaştırılacak ben sadece yemek ve lavabo için yerimden kalkacaktım. Ecem evde olacağımı duyduğu an kıyametleri kopardı. "Gitmem de gitmem !!! anneme ben bakacağım" diye. Bu sefer Ecem kalınca Emre'yi göndermek içime sinmedi. Benim beş günlük izin, yavrularımla koyun koyuna 5 günlük hasret giderme tatiline dönüştü. Tabii pazartesi işe yine yorgun ama mutlu başladım :)
Yokluğumda öyle çok gelişme oldu ki ! Kendim bile düşünürken şaşıp kalıyorum.
Evimi taşıdım ! Hem de hiç taşınma planımız yokken. Salı günü kontrat yapıp pazar bambaşka bir eve taşındık. Adapte olmaya çalışıyoruz. Eski evim oldukça konforlu, lüks ve büyük bir daire idi. Yeni evim ise aksine küçük. Ancak büyüdüğüm sokakta olmasından mıdır yoksa mezun olduğum ilkokulun tam karşısında olmasından mıdır o kadar sevimli geliyor ki bana. Ev sahibi kendi oturduğu için her türlü bakımını yaptığından çalışan bir aile için kafi derecede konforlu. Hatta 23 Nisan'da törenin bir yarısında Ecem kapıyı çalınca bir an şaşırdım hayırdır dedim Ecem demez mi "öğretmenim gönderdi töreni balkondan izleyecekmişim" diye :) Bunun yanı sıra başka hedeflerimde var. Ecemi sıkıştıran, vuran yada dürtükleyen çocuklar için tüf tüf alacağım. Balkondan isabet alıp tüffff yapmayı düşünüyorum :) Bu arada Ecem şiir yarışmasında ilk elemeyi kazanmasına rağmen bir sonrakinde elendi. Bayağı üzüldü ama aldığımız başka bir haberle havalara uçtu sevinçten. Garanti Minibank-Türsak Vakfının açtığı "Kendi filmimin hikayesi" adlı yarışmada dereceye girdi küçük hanım. Kısmetse 10 Mayısta ilk plaketini alacak. Ancak o gün denetçisi olduğum kooperatifin genel kurul toplantısı da var. Oldukça hararetli geçeceğini tahmin ettiğim bu toplantı kızımın bu anına tanık olmamı engelleyecek gibi :( Benden şimdilik bu kadar. Daha ne olsun değilmi :) Kendinize iyi bakın, sağlıcakla kalın...
30 Nisan 2008 Çarşamba
KARMAN ÇORMAN MERHABA
Ne güzel tam iyileşmiş gelen baharın tadını nasıl çıkarırım planları yapıyordum. Eğildim, çizmemin fermuarını çekmek için. Ve öylece kalakaldım. Bırakın hareket edebilmeyi, nefes dahi alıp vermek ızdıraptı. Bir, iki gün doktor kontrolleri, emar derken beklenen teşhis geldi. FITIK !!! Doktorlar henüz ameliyatlık bir durum olmadığını, ancak dikkat etmessem herşeyin olabileceğinden bahsedip durdu. Ama 9 yaşında kızı, 3 yaşında oğlu olan çalışan bir anne için doktorun her dediğine uymak neredeyse imkansız. Hafta sonu ile birleştirip 5 gün izin aldım. Sözde çocuklar anneanne ve babaanne arasında paylaştırılacak ben sadece yemek ve lavabo için yerimden kalkacaktım. Ecem evde olacağımı duyduğu an kıyametleri kopardı. "Gitmem de gitmem !!! anneme ben bakacağım" diye. Bu sefer Ecem kalınca Emre'yi göndermek içime sinmedi. Benim beş günlük izin, yavrularımla koyun koyuna 5 günlük hasret giderme tatiline dönüştü. Tabii pazartesi işe yine yorgun ama mutlu başladım :)
Yokluğumda öyle çok gelişme oldu ki ! Kendim bile düşünürken şaşıp kalıyorum.
Evimi taşıdım ! Hem de hiç taşınma planımız yokken. Salı günü kontrat yapıp pazar bambaşka bir eve taşındık. Adapte olmaya çalışıyoruz. Eski evim oldukça konforlu, lüks ve büyük bir daire idi. Yeni evim ise aksine küçük. Ancak büyüdüğüm sokakta olmasından mıdır yoksa mezun olduğum ilkokulun tam karşısında olmasından mıdır o kadar sevimli geliyor ki bana. Ev sahibi kendi oturduğu için her türlü bakımını yaptığından çalışan bir aile için kafi derecede konforlu. Hatta 23 Nisan'da törenin bir yarısında Ecem kapıyı çalınca bir an şaşırdım hayırdır dedim Ecem demez mi "öğretmenim gönderdi töreni balkondan izleyecekmişim" diye :) Bunun yanı sıra başka hedeflerimde var. Ecemi sıkıştıran, vuran yada dürtükleyen çocuklar için tüf tüf alacağım. Balkondan isabet alıp tüffff yapmayı düşünüyorum :) Bu arada Ecem şiir yarışmasında ilk elemeyi kazanmasına rağmen bir sonrakinde elendi. Bayağı üzüldü ama aldığımız başka bir haberle havalara uçtu sevinçten. Garanti Minibank-Türsak Vakfının açtığı "Kendi filmimin hikayesi" adlı yarışmada dereceye girdi küçük hanım. Kısmetse 10 Mayısta ilk plaketini alacak. Ancak o gün denetçisi olduğum kooperatifin genel kurul toplantısı da var. Oldukça hararetli geçeceğini tahmin ettiğim bu toplantı kızımın bu anına tanık olmamı engelleyecek gibi :( Benden şimdilik bu kadar. Daha ne olsun değilmi :) Kendinize iyi bakın, sağlıcakla kalın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



