27 Mart 2008 Perşembe

MUTLU ÇOCUKLAR


Ağaçlar yeşerse, çiçekler açsa
Dereler, ırmaklar çağlasa
Olmasa zehir tüten fabrika bacaları
Erimese kocaman buz dağları
Her şey ilk gün gibi güzel dursa
Mutlu olur tüm dünya çocukları


Ne hırsızlık, ne cinayet
Ne saygısızlık, ne ihanet
Hiç biri olmasa bu dünyada
Gerek kalmasa parmaklıklara
Herkes yaşamın tadına varsa
Mutlu olur tüm dünya çocukları


Bebekler ölmeden
Annelerin yürekleri sönmeden
Dünya kardeşliği bölünmeden
Bütün savaşlar son bulsa
Silahlar derin kuyulara atılsa
Mutlu olur tüm dünya çocukları

Şu html kodları ile yazı yazmak şiir yazmaktan daha zor inanın :) Dikkat ettiyseniz html kodları ile yazmaya pek vaktim olmuyor. O nedenle blogtaki bazı yazılar iç içe. Normalde yazmaya fırsat bulamıyorum birde netten araştırıp nereye ne kod yapıştırılacağını bulmak ve işin arasında yazmak zor. Ama konu yazdığım şiir olunca biraz emek verdim artık :) Hafta başında okulda anons yapılmıştı. Şiir okuma yarışması yapılacak diye. Öğretmenimiz arkasını dönüp bana bakınca anladım. Yanıma geldi ve "Ecem'i sokalım" dedi. Bence de harika olurdu ama Ecem bunu hayatta kabul etmezdi. Kendisi biraz Deniz Baykal kılıklıdır. İlla ki muhalefet yapması gerektiğini düşündüğünden "asla okumam" diyeceğini tahmin ettim. Netekim dedi de :) Bende birincilik yada sonunculuk hiç önemli değil önemli olan cesaret gösterip oraya çıkman ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışman deyince akan sular durdu. "Yani birinci olmassam üzülmezmisin" diye sordu. Şaşırdım. Acaba çocukta böyle bir intibamı bıraktık yoksa benim üzülmem mi onu tedirgin etti sorusunun cevabını kendimde bulamadım. Farkında olmadan demek bir hata yaptım diye düşündüm. Ecem'e sıkı sıkı sarıldım. İster sonuncu, ister beşinci ne farkeder sen benim bir tanecik kızımsın. Sesin, okuman, tonlaman çok güzel yarışmaya farklı bir renk katacaksın bence dedim. Dün akşam da işyerinde fazladan bir yarım saat kadar fazla mesai yaptım. Ecem'in yarınlara hatıra kalacak bu yarışma anısı için bir şairin değil annesinin yazdığı bir şiiri okumasının çok daha anlamlı olacağını düşündüm. Ve ortaya bu amatör şiir çıktı işte. Ecem öyle çok sevindiki. O sevincin arasındada kaç kıta olduğunu soruyor kereta ! Ezberleyecek ya :) Neyse efendim şiirimiz ezberlendi. Nasıl okuyacağı anlatıldı, örneklendi. Artık bütün iş Ecem'de. İster birinci, ister sonuncu o benim biricik kızım...

24 Mart 2008 Pazartesi

BAHAR

Gecikmelide olsa merhaba diyorum size. Tahlil sonuçları çıkalı çok oldu. Ancak tahliller ve muayene uğruna alınan izinler fazlasıyla çıktı diyebilirim. Şükürler olsun ki sonuçların hepsi temiz. Kontrole devam. Bir ay sonra tekrar gideceğim doktora. Umuyorum ki yine güzel sonuçlar alacağım. Bu arada işlerde oldukça yoğun. Bizim işlemlerini yaptığımız aktif yani evrak hızı yoğun olan 2, evrak hızı bu 2 şirkete göre daha düşük olan 3 firmamız var. Anlayacağınız birini bitirseniz diğeri birikiyor. Onu bitiriyorsunuz raf yine dolmuş. Böyle bir sirkülasyon olunca nete girmek hayal oluyor. Hele evden bağlanmak neredeyse imkansız. Bilgisayara kızım ve eşim el koymuş durumda. Tarife bakacağım diye iki dakika oturabilirsem ne mutlu bana. Bu ara hem hastalıktan, hemde kendimi çok halsiz hissettiğimden ve yaz yaklaşıyor var olan kilolara yenisini eklemeyeyim dediğimden evde pek yeni tarifler uygulamıyorum. Bahar geldi ya insanın canı bol salatalık, domates, güzelim peynirler, zeytinler ve mis gibi kızarmış ekmekten başka birşey istemiyor. Kışın yaptığım o çiğbörekler, kekler, kurabiyeler havaların ısınması ile sanki ağır gelir oldu bize. Sanıyorum hamurişleri fazlalıklarımız dolayısı ile bir süre rafa kalkacak. Vermem gereken tahmini 4-5 kg. fazlam var. Onuda verirsem kendimi çok daha sağlıklı hissedeceğim kesin. 2 çocuk annesi olarak 4-5 kg. fazla takmıyorum ama ailede yüksek tansiyon hastası bol olunca insan tedirgin oluyor. Evet efendim hepinize tekrar merhaba diyorum. En kısa zamanda sağlıkla görüşmek üzere...

04 Mart 2008 Salı

SON DURUM

Ahhh ahhhhh şimdi bu uzman ellerde ve bu yatakta uzanmış olmak vardı. İster çalışan ister evde oturan hiç farketmez sanırım erkek yada kadının belli aralıklarla yaptırması gereken bir işlem. Bu ara öyle çok ihtiyaç duyuyorum ki ! Kendimi önce saunada, sonra temal havuzda, sonracıma hamamda ve en son masaj yatağında hayal ediyorum :) Hatta hiç olmassa o gece tüm bu imkanları sunan otelde konaklamak, sabah kahvaltımı edip, gazetemi okuyup çocuklarıma koşmak istiyorum :) Bambaşka bir hastalık zannederken çıkan negatif test sonuçları bizi bu sefer başka bir hastalık tahminine götürdü. Perşembe yani 07.03.2008 de durumum netleşecek. Şu an pek bir rahatsızlık hissetmesemde Ecem'in iyileşmesi ile tam ohh demişken bu sefer Emre hastalandı. Geceleri uyku nedir bilmeyen annelere bir kez daha hak verdim. Allah yardımcıları olsun. Bu akşam Emre için doktor kontrolümüz var. Kulağını tutup ağlıyor umarım tahmin ettiğim şey değildir. Çünkü ateş yok şükür. Anlayacağınız çocuklarımla ilgilenmekten ve işe devam etmekten kendi hastalığımıda anlamadım. Umuyorum ki bu tahlillerimde temiz çıksın ve ben derin bir oh çekeyim. Perşembe günü tekrar görüşmek üzere...

120

Hiçbir filmden bu kadar etkilenmemiş, hiç bir film hayatı, ülkemi, yurdum insanını suratımda koca bir tokat gibi patlatmamıştı. Değil 120 binlerce, milyonlarca teşekkür ediyorum emeği geçen herkese. Hayatım boyunca tabii ki sıkıntılarım oldu ağladım ama hiç geçmişte yaşanılanlar için, şimdi ki zamanı düşünüp halimiz için ve geleceği düşünüp olabilecekler için bu kadar yürekten acı çekerek ağlamamıştım. Şimdi omuzlarımda çok daha büyük bir yük taşıyorum. Kendimi bu vatana canını feda etmiş adını dahi bilmediğim her şehit için sorumlu hissediyor ve utanıyorum. Anneannemin baş örtüsünü siyasete alet edenlere, laikim deyip sonrada bir uçakla gidip çocuğunu Amerika'da doğuranlara ve tekrar geri dönenlere, mitinglere çıkıp bayrak sallayıp ayın sonu geldi mi vergisini nasıl azaltacağını hesap edenlere, bu ülkenin her karış toprağını satanlara, yetim hakkı yiyip kumasına , dostuna ülkenin malını peşkeş çekenlere, boğazından bizim hakkımız olanı geçiren her devlet yetkilisine, hiç bir şehidin kanı, canı helal olmasın. Bende hakkımı helal etmiyorum ! İçim içime sığmadı sinemadan çıktığım gibi herkesi aradım gidin mutlaka diye. Baktım ki olacak gibi değil çocuklar bizim işlediğimiz tarih konularının %20 sini dahi görmüyorlar, geçmişini bilmiyor, tarihimizi öğrenemiyorlar organizasyon yapıp topladım sınıfı, velileri doğru 120'ye. O mini minnacık ilkokul 3.cü sınıf öğrencileri bile film bittiğinde bizde olsaydık aynısını yapardık demez mi ? O nedenle bu filme tüm okul çağındaki çocuklar mutlaka gitmeli. Okullar organizasyon yapmalı öğrencileri mutlaka götürmeli. Ders alınacak, düşünmeye sevk edecek, biz nereye gidiyoruz dedirtecek bir film. Gerçi Gora, Arog ya da Recep İvedik gibi ancak bel altı esprilerle güldürebilen, saçma sapan, argo, bol küfürlü, bir değer katmayan, manasız ve gereksiz filmler kadar izlenir mi bilemem ama ne yapmalı ne etmeli bu filmi çok geniş kitlelere izletebilmeli. Filmde bir sahne var. Cemal öğretmen valiliğin merdivenlerinde gönüllü olan 120 çocuğa ağlayarak helal olsun aslanlarım diyor ya bende bu vatanı bize bizlerin asla dayanamayacağı şartlarda emanet eden şehitlerimize sonrada tarihimizi bu kadar güzel gözler önüne seren ve düşünmemizi sağlayan filmin her karesinde emeği geçen tüm ekibe HELAL OLSUN diyorum. HELAL OLSUN !!! www.120filmi.com